Akne (Sivilce) Tedavisinde Roaccutan (Isotretinoin) Tedavisi ile İlgili Merak Edilenler

Genel olarak roaccutan adı ile bilinen isotretinoin tedavisi aknede “ altın standard” olarak kabul edilen bir tedavidir. Akne oluşumunda rol oynayan dört mekanizmada da etkili tek ilaç olduğundan diğer tedavilere üstündür. Yaklaşık 30 yıldır şiddetli ve dirençli akne formlarında etkili ve güvenli olarak kullanılmaktadır. Aknenin kalıcı tedavisi ve uzun süreli iyilik hali için tek tedavi seçeneğidir. Ancak bazı yan etkilerinin takibi ve kontrolü için dermatoloji uzmanlarınca yakından izlenerek verilmesi gereken bir tedavidir.

Başlangıçta şiddetli ve dirençli aknede kullanılması önerilmiştir, günümüzde hafif olmakla birlikte iz bırakan veya psikolojik sorunlara yol açan aknede de kullanımının uygun olduğu kabul edilmiştir. 12 yaş öncesinde kullanımı önerilmez.

Isotretinoin tedavisinin yan etkileri

Yan etkilerin çoğu yüksek doz A vitamini etkilerine benzer etkilerdir ve genellikle doza bağımlıdır, tolere edilebilir, tedavi edilebilir ve çoğunlukla kendini sınırlayan özelliktedir, tedavinin kesilmesi ile düzelirler.

En sık dudaklarda kuruma, deri kuruması, burun ve göz kuruması oluşabilir. Nadiren geçici saç dökülmesi ve kuruluğa bağlı el ekzeması olabilir. Güneşe hassasiyet artar. Lens kullananlarda göz kuruması rahatsız edici olabilir, suni gözyaşı damlası kullanımını gerektirebilir. Nadiren kurumaya bağlı burun kanaması olabilir. Burun kanaması olursa burun deliklerine nemlendirici losyonlar kullanılması ile önlenebilir.

Bu yan etkiler ilk iki ayda daha rahatsız edicidir fakat genellikle nemlendiricilere cevap verir. Önlem olarak nemlendirici kullanımı, güneş korunması, dudak balzamları önerilmelidir. Deri kuruluğunu artıran sıcak duş gibi aktiviteler azaltılmalı ve hafif temizleyiciler kullanılmalıdır. Yara iyileşmesinin azalmasından dolayı tedavisi sırasında ve sonrasında 6-12 ay boyunca deri cerrahisi işlemlerinden kaçınılmalıdır. Ayrıca tedavi esnasında ve sonraki 4-6 ay boyunca agresif kimyasal dermabrasyon, fiziksel peeling ve lazer uygulamaları önerilmez. Tedavi kesilmesinden altı hafta sonrasına kadar ağda uygulanmasından sakınmalıdırlar.

Deri dışındaki en önemli yan etkisi anne karnındaki bebek üzerine olan etkilerdir. Kadın hastalar ilacı kullanırken hamile kalırsa % 50 oranında düşük, daha az oranlarda olmakla birlikte kalp, beyin veya iskelet anomalileri oluşur. İlaç kullanırken ve tedaviden sonraki bir ay içinde gebeliğe izin verilmez. Erkeklerde kullanımı çocuk sahibi olunmasını etkilemez. Kadınlarda da ileriye yönelik üreme fonksiyonlarını bozmaz.

Sıklıkla korkulan diğer bir yan etki tedavisi sırasında ve sonrasında davranış değişiklikleri, depresyon, irritabilite, psikoz ve intihar düşünceleri gibi psikiyatrik şikayetlerdir. Bu yan etkiler son yıllarda yapılan geniş çaplı araştırmalarla desteklenmemiştir.

Geçici baş ağrıları özellikle tedavinin erken safhasında sık görülür, bununla birlikte bulantı, kusma ve görme değişiklikleri eşlik ederse hasta mutlaka doktoruna başvurmalıdır.

Kas ve eklem ağrıları tedavinin başlangıcında hafif olarak görülebilir. Genellikle tedavinin devamında kaybolur.

Laboratuar değişiklikleri olarak; hastaların % 25-45’inde trigliserid ve kolesterol seviyelerinde, % 15 oranında karaciğer enzim seviyelerinde artış görülebilir. Ancak kullanıma girdiği günden bu yana oluşan deneyim sonucu klinik önem göstermediği görülmüştür. Nadiren kan değerlerinde değişiklikler olabilir. Bütün bu yan etkiler ilacın kesilmesi ile geriler. Tedaviden önce laboratuar değerlerine bakılmalıdır. Bu testler başlangıçta ve tedavinin 1. ve 2. ayında ve daha sonra 3 aylık aralıklarla yapılmalıdır, klinik durum göre daha sık takipler gerekebilir.